Ra, Eski Mısır dininde en önemli tanrılardan biriydi. Her şeyin başlangıcıydı,
ölümsüzlük tanrısı, yeryüzü ve gökyüzünün
yaratıcısı. Ra aynı zamanda kendi
kendisiniyaratan ilk canlı varlıktı.
Ra ya da Re,
bütün Mısır tanrılarının içinde en önemlisiydi. Başlangıçta
sadece engin okyanus 'Nun' vardı. Onun sularından ve
kendi iradesinin gücüyle Ra,
Yaradılış Tepesi’ne doğru ayağa kalktı. Heliopolis’teki güneş tapınağının
ibadet mihrakı olan benden* taşının, Ra’nın
bu ilk yaradılışını temsil ettiği sayılmaktaydıve bendenin
kendisi dikilitaşşeklinin bir örneğiydi.
Ra yaradılışla ilişkilendirilmiştir.
Kendisi hem asıl yaradılış (yeryüzünün yaratılması) hem de yıllık
yaradılış (baharda doğanın canlanması)tan sorumluydu. Ham
yaradan hem de koruyan olarak sayılırdı. Ra mevsimlerin efendisiydi ve ayrıca
hem fani hem de ahir dünyanın yargıcıydı.
Ra’nın Alametleri
Ra’nın
betimlemeleri şehirden şehre, bir dönemden diğerine ve günün bir saatinden diğerine farklılık göstermekteydi.
Gün
boyunca Ra, başına güneş çemberi takan bir adam olarak – Uraeus Disk – görülebilirdi. Ayrıca
bir aslan, çakal ve şahin olabilirdi.
Şafakta yükselen güneş olarak tasvir edilirdi ve küçük
bir çocuk ya da siyah benekleri olan beyaz bir buzağı şekline girebilirdi.
Ra’nın
geceye ait olan yüzü ona bir koç ya da koç başına sahip
bir adam özelliği vermekteydi. Ayrıca yılanları
öldüren kedi ya da firavun
faresi şeklinde de olabilirdi. Gün boyunca
bütün bu şekillerin her biri farklı bir isme karşılık gelmekteydi: öğle saatinde Ra,
şafakta Khepri-Ra ve günbatımında Amon-Ra.
Eski
Mısırlılar, tıpkı güneşin aynı gün içinde doğuşu, parlayışı ve batışı olduğu gibi Ra’nın da bütün bu şekillerde olabileceğine inanırlardı.
Güneş gibi, Ra yeryüzünün var olmasını ve sürekliliğini sağlardı. Güneş olmadan hayat olamazdı ve Ra olmadan da hayat olamazdı. Ra bütün
tanrıların babası ve ek olarak ta bütün insanlığın
yaratıcısıydı.