Aslında bolluk tanrısı olarak bilinen
Osiris’in yeryüzüyle ve Mısır’ı bu kadar verimli yapan zengin
alüvyonları taşıyan yıllık tasma ile çok kuvvetli bağlantıları vardı. AğabeyiSeth tarafından öldürüldükten sonra dirilince, yer altı tanrısı olarak ‘Ölüler Krallığına’
hükmetmiştir.
Osiris’in ölülerin
kralı olarak tekrar dogması büyük ölçüde kutsanmış tanrı olması anlamına
gelmekteydi. Kız kardeşi ve kutsal eşi olan İsis’in sevgisi sayesinde, Osiris
hayata tekrar dönmüştür. Hayatın yenilenmesini kendisine dahil etmiş ve eğer
son yargılanmayı geçebilirse herkesin tekrar yaşayacağına dair söz vermiştir.
Bu ‘doğru ses’ ( günahsız) diye tabir edilen yargılananların isimleri ‘Osiris’
kelimesiyle birlikte yer alabilecekti.
Osiris’in Tasvirleri
Osiris bir
antropomorfik, diğer bir deyişle insan formundaki tanrı, bir tanrıydı.
Vücudu, ona bir mumya görünümü vermesi için beyaz bir kefene sarılmıştı.
Bu yönetiminde olan dünyaya bir göndermeydi, yani ‘Ölüler Krallığına’. Osiris
her zaman hareketsiz, otururken ya da ayakta dururken resmedilirdi, asla
yürürken resmedilmezdi. Bazen de kardeşleri İsis ve Neptis, nadiren de tanrıça
Hathor tarafından kuşatılmış olarak tasvir edilirdi.
Osiris en sık ayakta
dururken, ateh tacını takmış ve elinde harman aleti ve kanca seklindeki
asa tutarken, mumya biçiminde resmedilirdi.
Ayrıca sık tahtına oturmuş
önünde Horus’un dört oğlunun figürü ile de tasvir edilirdi. Bazen bir imiut,
eskiden ibadetlerde kullanılan bir saksıya oturtulmuş bir sopaya tutturulmuş,
başsız bir hayvan postu ile gösterilirdi.
Teninin rengi bazen
beyaz fakat genellikle yeşil ya da siyahtı. Siyah renk tanrılar için yer altı
dünyasında pek kullanılmazdı. Ayrıca, her yıl hasat zamanı Nil’den gelen zengin
alüvyon artıklarıyla da ilişkilendirilmiştir. Yeşil, bitki örtüsünün rengiydi
ve her iki tonu da bolluğu ve yeniden doğusu simgelemekteydi.
* İtalik
yazılan kelimeler Eski Mısır’daki karşılıklarıdır.