Mumyayı
Sarma
Tamamlanmış mumya,
kalitesi ölünün statüsüne göre değişen metrelerce uzunluğunda kumaşlarla
sarılırdı. En zenginler için daha önce hiç kullanılamamış, iyi kalite ipek
kumaş sağlanırdı. Kumaşın katlarına reçine sürülür ve birçok tılsımla (seramikten
veya yarı değerli taşlardan yapılmış, koruyucu güçleri olduğuna inanılan küçük
maddeler) beraber mumyacılar tarafından bir takım belirli yerlere konulurdu.
Mumyanın kafası ilk
önce ve devamında bacaklar, el ve ayak parmakları sarılırdı. Küçük parça
kumaşlar, sonra daha küçükleri ve en son olarak ta büyükçe bir kumaş mumyanın
bütün bedenini kaplardı. Yüzler bazen boyanırdı ya da yüzün üstüne maske konulurdu,
büyük bir ihtimalle öteki dünyada tanınmanın garantisiydi.
Bütün bu özene rağmen
sargıların içinde böcek, larva ve hatta sıçan bulmak az rastlanan bir durum değildi,
bu da mumyacıların çalıştığı ve mumyanın saklandığı ortamın sonucu olabilirdi. Mumyalama sürecine bir
sürü dua eden kişi eşlik eder ve büyülü sözleri ölüye ve tanrılara yön
gösterirdi. ‘Tekrar hayata
döneceksin, sonsuza dek yaşayacaksın, burada sonsuza dek genç.’ Mumyanın
buradaki rolü ka ve ba için koruyucu bir kap olmaktı. Ahret günü tartılan
kalbin hafifliği --günahsız olduğunu gösteren- ikinci bir hayatın garantisi
için çok önemli bir durumdu. Yani mumyalama doğru düzgün yapılsa bile, bu kendi
başına yeterli değildi. |
|
|
Mumyalamanın
Kalitesi
Gün sayısını doğru
takip eden bir mumyalama işlemi pahalı bir şeydi ve herkese nasip olmazdı.
Hatta mumyalamanın da birçok sınıfı vardı. Bir yazıta göre: ‘Vücut onlara
getirildiğinde, mumyacılar müşterilerine çok iyi kopyalanmış mumyaların boyanmış
ahşap örneklerini gösterirler. Daha sonra daha az düzgün ve daha ucuz olanı ve
devamında ise en ucuz örneği gösterirlerdi.’
Mumyalama geleneği yüz
yıllarca devam etmiştir fakat hız, yapılan mumyalamanın kalitesinin önüne
geçmiştir. Nüfustaki artış, fakirleşme ile birlikte kaçınılmaz olarak işlemleri
kısa kesmeyi ve özenin azalmasını ortaya çıkarmıştır. Bazen, iç organ vücudun içinde
bırakılır ve çabucak reçinelenmiş sargılarla sarılıverirdi. Ustaca mumyalama
işi zamanla sadece yalandan bir işe dönüşmüştür.
En sonunda ise,
Hıristiyanlığın gelişi ile birlikte o eski mumyalama geleneği kaybolup
gitmiştir.

|