Teb prensleri
firavun unvanını aldıktan sonra, o bölgede tapınılan yerel tanrı sonunda
Mısır’ın ulu tanrısı haline geldi.
Yeni krallık zamanında ( M.Ö. 1500
civarında), rahiplik iyice güçlenmeye başlamıştı ve Amon’a
ibadet diğer bütün tanrılardan
daha popüler olmuştu. Hatta Ra bile onun gölgesinde kalmıştı. İki tanrı arasındaki çekişme Amon-Ra adında ‘birleştirilmiş’ tanrının
oluşmasına yol açmıştır. Bütün ülkedeki ibadet edilişi nedeniyle ‘Dünyanın Hükümdar Tanrısı’ şeklinde
anılırken onu bolluk tanrısı yapmıştır, diğer bir deyişle Yukarı ve Aşağı Mısır’ın.
Amon bütün tanrıların babası
olarak kabul edilirdi ve ‘Ait Olan’ diye bilinirdi. Hatta çoğunlukla ‘Görünmez Olan’ denilirdi, hava ve
gökyüzüyle ilişkilendirilirdi. Havayla olan alakası, karşılığında içlerinde ‘hayat nefesi’ gibi
bir çok anlamı olabilen ba ile bağlanırdı. Ayrıca kişiliğe de değinilirdi ve bu onun kutsal hayvanlarından biri olan koçtu.
En önemli element olan hava
formunda olduğu zaman Amon, Mısırlı tanrıların
en tepesine yerleştirilirdi.
Amon’un Tasvirleri
Amon her zaman insan formunda
tasvir edilir. Oturarak veya ayakta her zaman kuş tüyüyle
kaplanmış bir başlık takardı.
Sık sık mavi renk bir tenle
resmedilir, bu muhtemelen onun havayla olan ilişkisini
simgelemekteydi. Alternatif olarak iddialara göre
mavi renk, tanrılar için
önemli olmakla bnirlikte değerli bir taş olan lapis lazuliyi anımsatıyordu. Amon’un en önemli temsillerinden
biri ise New York Metropolitan Sanat Müzesi’nde görülebilen altın suretidir.